Kütüpanede Sex Kütüpane Fantazisi

A
Admin·22 gün önce
063 minutes read
Kütüpanede Sex Kütüpane Fantazisi

Kütüphane her zaman aynı kokardı: eski kitaplar, kahve ve hafif nem. Ben her gün aynı masaya otururdum. Üçüncü kat, cam kenarı, loş ışık. O da her gün gelir, tam karşıma otururdu.

Adı Ege’ydi. Siyaset bilimi okuyordu. Ben ise edebiyat. İlk başta sadece selamlaşırdık. Sonra kalem isterdi. Sonra “bu cümleyi nasıl yorumladın?” diye sorardı. Bir gün masanın altında ayağı ayağıma değdi. Çekmedi. Ben de çekmedim.

O günden sonra her şey değişti.

Bir salı öğleden sonrası, neredeyse boş olan kütüphanede ikimiz vardık. Ege defterinin arasından bir not uzattı:
“Bugün seninle konuşmak istemiyorum. Dokunmak istiyorum.”

Yutkundum. Notu cebime koydum. Birkaç dakika sonra ayağı yeniden bacağıma değdi. Bu sefer daha yukarı, dizimin iç kısmına. Parmaklarım masanın kenarını sıktı. O da fark etti. Gülümsemeden, sadece bakışlarıyla sordu. Ben başımı hafifçe eğdim.

Masanın altında eli yavaşça eteğimin kenarına kaydı. Parmak uçları tenime değdi. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, karşı raftaki öğrencinin duymamasına şaşırdım. Eli daha yukarı çıktı. Külotumun lastiğini yokladı. Ben bacaklarımı hafifçe araladım.

Parmakları ıslaklığımı hissettiği an gözleri karardı. “Siktir,” diye fısıldadı, dudakları neredeyse kıpırdamadan. İki parmağını birden içime soktu. Masanın üzerinde kitaplarım titredi. Dişlerimi dudaklarıma geçirdim. Sessizce inledim.

O gün ilk orgazmımı kütüphanede, masanın altında, onun parmaklarıyla yaşadım. Kitapları toplamaya çalışırken bacaklarım hâlâ titriyordu.

Ertesi gün daha cesurduk. Çalışma odalarından birini ayırdık. Kapıyı kilitledik. Ege beni duvara yasladı, öpücüğü aç ve aceleciydi. “Dün gece seni düşündüm,” diye fısıldadı. “Parmaklarımın hâlâ senin içinde olduğunu hayal ettim.”

Eteklerimi belime kadar kaldırdı, külotumu yana çekti. Fermuarını indirdi. Sertliği avucuma düştü. “Sessiz ol,” dedi ve içime girdi.

İlk vuruşta nefesim kesildi. Çalışma odasının ince duvarları vardı. Dışarıda sayfa çevirme sesleri geliyordu. Ege ağzımı avucuyla kapattı, kalçalarımı kavrayıp sertçe itmeye başladı. Her vuruşta sırtım duvara çarpıyordu. “Gel,” diye fısıldadı kulağıma. “Ama ses çıkarma.”

Geldim. Tırnaklarımı omzuna geçirdim. O da peşimden, titreyerek boşaldı.

O günden sonra kütüphane bizim için başka bir yer oldu.

Bazen rafların arasında, kimsenin bakmadığı kör noktalarda öpüşürdük. Bir keresinde Ege beni kitap rafına yasladı, dizlerimin üzerine çöktürdü. Fermuarını indirdi, saçlarımı tuttu. “Em,” dedi sadece. Ağzımı açtım. O kadar derine itti ki gözlerim yaşardı. Dışarıda birinin ayak sesleri yaklaşınca donduk. Ege geri çekilmedi. Daha yavaş, daha derin devam etti. Ayak sesleri geçene kadar boğazımda kaldı.

Başka bir akşam, kütüphane kapanmaya yakın, en arka çalışma odasında yine kilitledik kapıyı. Bu sefer yavaştı. Beni masanın üzerine yatırdı, bacaklarımı omuzlarına aldı. Göz göze. “Seni buraya her gelişinde ıslatıyorum,” dedi. “Biliyor musun?”

Biliyordum.

İçimde hareket ederken bir eliyle klitorisimi ovuyordu. Diğer eliyle ağzımı kapatıyordu. Orgazm o kadar şiddetli geldi ki, masanın kenarını beyaz tırnaklarla sıktım. Ege de o anda boşaldı, alnını göğsüme yasladı.

Saatlerce orada kaldık. Ara sıra konuştuk, ara sıra tekrar başladık. Bir ara beni ters çevirdi, arkadan girdi. Avuçlarıyla kalçalarımı kavradı, her vuruşta tenime çarptı. “Bir gün yakalanacağız,” diye fısıldadım.

“Biliyorum,” dedi. “Ama şimdi umrumda değil.”

Kütüphane kapandığında dışarı çıktık. Ellerimiz hâlâ birbirinin kokusunu taşıyordu. Ege omzuma dokundu.

“Yarın aynı masa?” diye sordu.

Başımı salladım.

“Aynı masa,” dedim.

Ama ikimiz de biliyorduk. Artık sadece ders çalışmak için gelmiyorduk.

Paylaş

İlgili Yazılar