Üvey teyzemi gercekten siktim

E
Editorial Team·25 gün önce
074 minutes read
Üvey teyzemi gercekten siktim

Yirmi yaşındayım, liseyi yeni bitirmiş, işe yeni başlamış bir delikanlıyım. Teyzem — annemin üvey kız kardeşi — otuz beşinde, sekiz yıllık evli, kendine bakan, modern bir kadın. Eniştem ise kamuda memur, sessiz, kendi halinde biri. Teyzemle aramız her zaman iyiydi. Yıllardır ona duyduğum şey ise sadece yeğen sevgisi değil, kanımı kaynatan, gece uykularımı kaçıran bir arzuydu.

O yaz, eniştem üç günlüğüne görev için şehir dışına çıktı. Teyzem aradı. "Murat, gel bizde kal," dedi. "Gece yalnız olmaktan korkuyorum." Korktuğu yoktu bunun, biliyordum. Sadece yalnız kalmak istemiyordu. Ben de hemen kabul ettim. Kalbim göğsümde kürek gibi atıyordu.

İlk akşam yemekten sonra, saat on birde, teyzem "ben yatıyorum" deyip odasına çekildi. Normalde — eniştem evdeyken — gece ikiden önce yatmazdı bu kadın. Şimdi ise erkenden odasına kapanıyordu. Merakımı bastıramadım.

Salonda televizyon izliyormuş gibi yapıyor, kulağım koridorda idi. Yarım saat sonra tuvalete kalktım. Koridorun sonunda, yatak odasının kapısı hafif aralık duruyordu. İçeriden gelen seslerle donakaldım.

"Ahh... evet... orası..."

Teyzemdi bu. Sesindeki o tatlı acı, o bastırılmış inleme... Biriyle konuşuyordu. Telefonda idi. Ama tek konuşma değildi bu. Yatağın gıcırtısı, tenin tenle buluşması gibi çıtırtılar... Kendini okşuyordu. Hayal ediyordu. Biriyle — muhtemelen yabancı biriyle — kamerada sevişiyordu.

Sikim anında kaskatı kesildi. Duvara yaslandım, nefes alamıyordum. O sessiz koridorda, eniştemin yatağında, üvey teyzem bir yabancıya amını memelerini gösteriyor, kendini parmaklıyordu. Ve ben, kapının önünde, duvara dayanmış, pantolonumun içinde kendimi avuçlayarak onu dinliyordum.

Ertesi gece aynı şey oldu. Yine erkenden odasına çekildi. Yine o inlemeler. Ama bu sefer içeriyi görmek istiyordum. İnternetten sipariş ettiğim küçük bir kamera vardı — "böcek kamera" denen şey. Cumartesi öğleden sonra, teyzenin alışverişe çıktığını öğrenince işyerinden izin alıp koşa koşa eve gittim. Yatak odasına girdim, çiçek saksısının içine, yatağı tam karşıdan görecek şekilde o küçük aleti yerleştirdim. Akşam telefonumdan canlı yayın açtım. Çalışıyordu.

Saat on birde yine odasına çekildi. Ben salonda bira açtım, telefonu elime aldım. Önce makyaj yaptı. Sonra soyundu. İlk kez görüyordum onu çıplak. Bebeksi bir ten, belinde hafif bir balık eti, ama dik memeler. Üzerine kırmızı, dantelli, transparan bir gecelik geçirdi. İçi boştu — ne sütyen ne külot.

Viski kadehini doldurdu, yatağa uzandı. Sigara yaktı. Sonra telefonu eline aldı, birileriyle yazıştı. Yarım saat sonra, tam zevke gelmişken, yerinden kalktı. Dolaptan kalın, uzun bir salatalık aldı. Kremli bir şey sürdü üzerine. Ve o salatalığı amına sokmaya başladı. Gözleri kapalı, dudakları aralık. "Sok aşkım," diye inliyordu telefona. "Kalçalarımı kaldırdım, tam içimdesin."

Ben salonda, ekrana bakarak boşaldım. İki kez. Ama yetmezdi bu. Onu hissetmek istiyordum. Dokunmak. İçinde olmak.

Ertesi akşam strateji değiştirdim. "Teyze," dedim salonda, "sürekli erkenden yatıyorsun. Biraz sohbet edelim. Viski içelim." Razı geldi. İki duble viski içtik. Konuştuk, ama o dalgındı. Gözleri sürekli saate takılıyordu. Telefonu bekliyordu. Yarım saat sonra "çok uyudum, yarın devam ederiz" deyip kalktı.

Ben sinirle, kafam güzel, telefonu açtım. Yine başlamıştı. Yine o salatalık. Tam o sırada kalktım, koridora yürüdüm. Kapıyı vurdum. Sertçe.

"Ne oldu Murat?" dedi içeriden. Sesinde panik vardı.

"Aç şu kapıyı," dedim. "Kötüyüm."

Kapıyı açtığında yüzü kıpkırmızı, saçları dağınık, göğüsleri geceliğin altında kabarık bir haldeydi. Odaya daldım. Kapıyı çarptım.

"Kim o telefondaki?" dedim.

"Saçmalama, sarhoşsun sen..."

"Üç gecedir," diye bağırdım. "Üç gecedir yabancı adamlara amını gösteriyorsun. Dün gece salatalık sokarken gördüm seni. Kamerayla."

Yüzü bembeyaz kesildi. "Ne... ne kamera?"

Telefonu çıkardım, kaydı açtım. Ekranda, dün gece, kırmızı gecelikli, bacaklarını aralamış, salatalıkla kendini sikerken görünüyordu.

"Allah belanı versin," dedi. Ağlamaya başladı. "Ne istiyorsun? Enişteme mi göstereceksin? Aileme mi söyleyeceksin?"

"Hayır," dedim, sesim aniden yumuşadı. "Seni istiyorum."

Şaşkınlıkla baktı. "Ben... ben senin teyzenim."

"Üvey teyzemsin," dedim. "Ve zaten yabancılara veriyorsun. Bana neden vermiyorsun?"

Ağlıyordu. Gözyaşları yanağından süzülüyordu. "Söz ver," dedi. "Bu aramızda kalacak. Kimse bilmeyecek."

"Söz," dedim. "Ama bir şartım var. Yarın gece o adamla konuşurken, ben de odada olacaım. İzleyeceğim."

Başını eğdi. "Tamam," dedi. "Ama şimdi... şimdi git."

"Hayır," dedim. "Şimdi başlıyoruz."

Yatağa yürüdüm. Onu bileğinden tutup çektim. Yatağa yatırdım. Işığı loşlaştırdım. Yıllardır hayalini kurduğum kadın şimdi gözlerimin önünde, titreyerek yatıyordu.

Önce diz çöktüm. Geceliğini yukarı sıyırdım. Amı karşımdaydı. Tertemiz, tıraşlı, ıslanmaya başlamıştı. Dilimi uzattım. Tadı tuzlu, tatlı, acı bir şeydi. Teyzem inledi. Elleriyle kafamı tuttu, amına bastırdı. Yıllardır çektiği o özlem, o açlık, şimdi benim dilimde boşalıyordu.

Sonra üzerine çıktım. Memelerini ağzıma aldım. Meme uçlarını ısırdım, emdim. "Hadi," diye inledi. "Sok artık."

Sikimi çıkardım. On sekiz santimlik, kaskatı aletim. Amının dudaklarında gezdirdim. Islaklık sürüyordu. Sonra bir hamlede içine girdim. Sıcaklık, darlık... Gözlerim karardı. Teyzem "ahhh" diye bağırdı. Başını geriye attı.

Hayvan gibi sikiyordum onu. Yılların arzusu, gençliğin hırsı... Sonra sırtüstü yattım. Teyzem üzerime çıktı. Sikimi eliyle tutup amına yerleştirdi. Ve üzerimde zıplamaya başladı. Memeleri sallanıyor, saçları savruluyordu. Ellerimle kalçalarını kavradım, tokatladım. "Hızlı," diye emretti. "Daha hızlı."

O gece dört kez boşaldım ben. Teyzem iki kez. Sonra birlikte yatakta, ter içinde, nefes nefese kaldık.

Eniştem gelene kadar üç gece daha sürdü bu. Gündüzleri de buluşuyorduk, ama geceki gibi değildi. O geceki heyecan, o yasak tadı... Teyzem her gece önce telefonda yabancısıyla konuşuyor, kendini hazırlıyor, sonra finali benimle yapıyordu.

Eniştem döndüğünde her şey eskisi gibi oldu. Ama ara sıra, gündüzleri, eniştem işteyken, hâlâ gidiyorum ona. Ve o, hâlâ benimle yabancıları bir tutuyor. Ama ben farklıyım. Ben onun kanıyım. Üvey de olsa.

Paylaş

İlgili Yazılar