Deri tangasıyla beni baştan çıkartmayı başardı

Merhaba, ben 22 yaşında bir gencim. Çalıştığım işyerinde Nilay’la yaşadığım o geceyi anlatacağım.
Nilay 30 yaşındaydı. 1.63 boyunda, sarışın, kahverengi gözlü… Kalçaları Jennifer Lopez kadar dolgun ve yuvarlak, göğüsleri davetkâr ve dikti. Yürürken arkasından dönüp bakmayan yoktu. Ses tonu bile insanın içinde bir şeylerin kıpırdamasını sağlardı. Hiç etek giymezdi ama pantolonları ve gömlekleri, vücudunu adeta sergiler gibiydi. Bazı günler bluzunun altına sütyen bile takmazdı; o zaman göğüs uçları kumaşın altında belirginleşir, her an dışarı fırlayacakmış gibi dururdu.
Haftada bir gece vardiyaya birlikte kalıyorduk. O geceler sabaha kadar onun vücudunu izliyor, tuvalete kaçıp onu düşünerek boşalıyordum. Döndüğümde “Nerelerdesin, iki saattir yoksun?” dediğinde “Sigara içiyordum” diye yalan söylüyordum. Aramızdaki ilişki dört aydır sadece iş arkadaşı seviyesinde kalmıştı… ta ki o geceye kadar.
Sabah ofise ilk gelen bendim. On dakika sonra koridorda Nilay belirdi. Kahverengi dar pantolonu, düğmeleri göğüslerine kadar açık beyaz gömleği, kenarından görünen dantelli beyaz sütyeni ve o kışkırtıcı parfümüyle her zamankinden daha azdırıcıydı. İçeri girdi, “Günaydın” deyip bana sarıldı ve yanağımdan öptü. Bu yakınlık hem şaşırttı hem de aletimi anında harekete geçirdi. O taş gibi göğüslerini göğsüme bastırmıştı.
“Hayırdır Nilay, bu sabah fazla neşelisin. Nedeni nedir?”
“Nedenini ben de bilmiyorum… Kendimi çok mutlu hissediyorum. Sanki hayatımda çok güzel şeyler olacakmış gibi.”
İçimden “Akşama gösteriririm o güzel şeyleri” dedim. Niyetimi bozmuştum. O gece onu çatır çatır sikecektim.
Gün geçmek bilmedi. Akşam herkes çıktıktan sonra markete uğrayıp iki şişe beyaz şarap aldım. Ofise döndüğümde “Bak güzel kız, ne getirdim” dedim. Gülerek bir kez daha sarıldı. İşlerimizi bitirdik, yemeğimizi yedik. Yemekle birlikte ilk şişe neredeyse bitmişti. Kadehine çaktırmadan ekliyordum; o da sürekli içiyordu. Bir şişe bittiğinde Nilay ufak ufak uçmaya, durup dururken gülmeye başlamıştı.
Masadan kalkıp iki kişilik koltuğa geçmiştik. İkinci şişenin ortalarına doğru başını göğsüme dayadı, elini bacağıma attı. O muhteşem vücudun önemli noktaları artık bana değiyordu. Sikim kazık gibi olmuştu. Onu daha da kendime çektim. Kabarıklığı fark etti.
“Seni hınzır… Demek bunun için beni bu kadar sarhoş ettin. Beni becermek için bu kadar numara yapmana gerek yoktu. Belli etseydin, bu zevki çoktan yaşardık.”
Eli pantolonumun üzerinden geziniyor, sonra fermuarı indirip sikimi dışarı çıkarıyordu. Başına bir öpücük kondurdu.
“Bakalım bu sert kaya ne kadar dayanıklı…”
Ateş gibi olmuştum. Ona, fantezilerimde her akşam siktiğim kadın olduğunu söyledim. Gözleri parladı. Sikimi tamamen ağzına aldı. Ritmik hareketlerle sokup çıkarmaya başladı. Bazen çıkarıp taşaklarımı emiyor, dilinin ucuyla başını yalıyordu. Sarı saçlarını tuttum, daha derine bastırdım. Dayanamadım; tüm gücümle ağzına boşaldım. Kafasını kaldırdığında dudaklarının kenarından menilerim süzülüyordu.
“Beni çok şaşırttın… Ağzıma hiç kimse bu kadar dayanamamıştı. Umarım sikerken de aynı şekilde uzun dayanırsın.”
Peçeteyle ağzını sildi. Üzerimdekileri yavaş yavaş çıkarmaya başladı. Her parça kumaşı kaldırırken vücuduma öpücükler konduruyordu. Profesyonel gibiydi. Dudaklarımı buldu, dilini dilime doladı. Sıra bende dediğimde gömleğinin düğmelerini teker teker çözdüm. Aramızda sadece o dantelli beyaz sütyen kalmıştı. Göğüslerini avuçlarımın içine aldım ve bir anda yırtarak sütyeni indirdim.
“Hayvanım benim…” diye fısıldadı.
Artık engel yoktu. Memelerini sıkıyor, emiyor, uçlarını dilimle dövüyor, hafif ısırıyordum. Uçlar sipsivri olmuş, tüyleri diken diken kalkmıştı. Ellerim o efsane kalçalara gitti. Bir yandan memelerini sömürürken bir yandan kalçalarını avuçlayıp sıkıyordum.
Nilay’ı yere yatırdım. Pantolonunu indirdim. Üzerinde sadece külot kalmıştı. Masanın üzerindeki makası alıp külotu keserek çıkardım. Soğuk metalini teninde gezdirdim; ürperdi. Tek bir kılı bile olmayan, sırılsıklam amcığı artık tamamen karşımdaydı.
Ayak parmaklarından başlayarak tüm vücudunu yaladım, öptüm. Soğuk terler akıyordu teninden. Bacaklarını açtım, dilimi o fırın gibi amına dayadım. Akan suları yaladım, dilimi hızlı hareketlerle içeri sokup çıkardım, dudaklarını emdim. Çığlıkları boğuklaştı, titreyerek boşaldı. Zevk sularını yalamak ayrı bir zevkti.
Sikim yeniden kazık gibiydi.
“Artık birlikte boşalma zamanı.”
Onu kaldırıp domalttım. O her gün dar pantolonlar içinde izlediğim kalçalar artık çıplak ve hazırdı. Amından aldığım ıslaklığı sikime sürdüm. Önce götüne dayadım. Kasıklarından sıkıca tuttum ve sert bir hareketle köküne kadar gömdüm. Ofisin camları titrercesine bir çığlık attı. “Hayvan!” diye bağırdı ama tuttuğum için kaçamadı. Kanama olmuştu ama gözüm hiçbir şey görmüyordu. Bir süre sonra çığlıklar iniltilere döndü; kaçmak istemiyordu artık.
Sikimi çıkarıp aynı pozisyonda amına soktum. Arkadan her vuruşta kasıklarım o muhteşem kalçalara çarpıyor, ses çıkarıyordu. Bir yandan göğüslerini var gücümle sıkıyordum.
Pozisyon değiştirdim. Sikimi amından çıkarmadan sırtüstü yattım. O da yüzü bana dönük, üzerine ata biner gibi oturdu. Öç alır gibi zıplıyordu. Bomba memeleri her sıçrayışta havalanıyor, kalçalarını avuçlayıp daha sert indirmesini sağlıyordum.
Son hamle zamanı geldi. Ani bir hareketle onu sırtüstü yatırdım, bacaklarının arasına girdim ve pompalamaya başladım. Vücutlarımız artık bir makine gibi işlemiyordu. Kalçalarımdan tutmuş, “Daha hızlı… daha hızlı!” diye bağırıyordu. Sesleri boğuklaşmıştı. Bacaklarını belime doladı.
“Hadi bebeğim… zamanı geldi… hadi, hadi, hadi!”
Sırtıma tırnaklarını geçirdi. Acı, aldığım zevkin yanında hiçbir şeydi. “Evet… evet!” çığlıklarıyla birlikte ikimiz de titreyerek, kasılarak, inanılmaz sesler arasında boşaldık. Adeta kilitlenmiş, ayrılamaz bir çift gibiydik.




