Kocamın arkadaşı beni baştan çıkardı

E
Editorial ·19 gün önce
023 minutes read
Kocamın arkadaşı beni baştan çıkardı

Dört yıldır mutlu bir evliliğim vardı. Kocamla her şey yolundaydı… ta ki son dört aya kadar. Bir şey değişti. Belki de hiç değişmemişti de ben fark etmemiştim. Kocamın arkadaşı Mustafa. Hep ilgimi çekmişti. Gülüşü, bakışları, konuşurken elini masaya koyuşu… Bir gün aklıma düştü ve bir daha çıkmadı: Onunla sevişmek istiyordum. Nasıl elde edebileceğimi düşünmeye başladım. Planlar kurdum, senaryolar yazdım zihnimde. Meğer o da bana karşı boş değilmiş.

Bir sabah kocam işe gittikten sonra telefonu elime aldım. Bahane hazırdı.
“Mustafa, tüp bitmek üzere… Değiştirebilir misin?”
Beş dakika bile geçmeden kapıdaydı. Soluk soluğa, gözleri parlak. Sanki ne için çağırıldığımı çoktan anlamış gibi.

Tüpü değiştirdi. Ben de soğuk bir şeyler ikram ettim. Mutfakta, tezgâhın yanında ayakta içtik. Muhabbet ettik; sıradan cümleler, ama her kelimenin altında başka bir şey vardı. Gözlerimiz birbirinden kaçmıyordu. Sonra “Tüpü bir daha kontrol edeyim” dedi. Ben de tam o anda, bilinçli olarak, ona doğru domaldım. Belimi hafifçe kırdım, kalçalarımı geriye doğru ittim. İnce tişörtüm göğüslerime yapışmış, şortum kalçalarımı sıkıyordu.

Beklediğim, hatta çıldırdığım an geldi.

Sertliğini götümde hissettim. Hâlâ pantolonunun içindeydi ama baskısı netti, sıcak ve iri. Kalkarken iri göğüslerime sarıldı. Avuçları dolgun etlerimi sıktı, başparmakları uçlarımı eziyordu. Beni tezgâha doğru itti, yüzümü tezgâhın soğuk yüzeyine dayadı. Şortumu ve külotumu tek hareketle indirdi. Dizlerimin arasından kaydı. Amımı tıpkı olgun bir şeftali yer gibi yedi. Dilini dudaklarımın arasına soktu, yaladı, emdi, emdi… Islak sesler mutfakta yankılanıyordu. Bacaklarım titredi, tezgâhı kavradım. O kadar açtı ki, o kadar ustaydı ki, kocamın yıllardır dokunmadığı yerlere dilinin ucuyla ulaşıyordu.

Dayanamadım. Onu ayağa kaldırdım, pantolonunu çözdüm. Siki fırladı; kalın, damarlı, dimdik. İki elimi birden sardım, ağzıma aldım. Hızlıydık ikimiz de. Sabırsız, aç, susuz. O benim saçımı tutmuş geri geri çekiyordu, ben de boğazıma kadar almaya çalışıyordum.

Sonra aynı sertlikte beni yere yatırdı. Sırtım soğuk mutfak fayanslarına yapıştı. Bacaklarımı açtı, sikiyle am dudaklarımı yokladı ve birden kökledi. “Ahhh…” diye uzun bir inilti koptu benden. Kocamın yıllardır ulaşamadığı derinliğe kadar girmişti. Altımda adeta eziyordu; kalçaları her vuruşta çarpıyor, taşakları tenime değiyordu. Ellerim sırtında geziniyor, tırnaklarımı geçiriyordum. O kadar doluydu ki, her girişi nefesimi kesiyordu.

Bir anda bıraktı. Yere uzandı, sırtüstü. Gözleriyle “Gel” der gibi baktı. Üste çıkma sırası bendeydi. O kocaman siki avuçladım, üzerine oturdum. Yavaşça indirdim kendimi, ta ki köküne kadar dolana kadar. Kalçalarımı sallamaya başladım. Önce yavaş, sonra daha hızlı, daha sert. Göğüslerim her hareketle sallanıyor, o da ellerini uzatıp onları yakalıyor, sıkıyor, uçlarını eziyordu. Beş dakikadan fazla dayanamadım. İçimde biriken gerilim birden patladı. Bacaklarım kasıldı, amım ritmik olarak sıkıldı, inleyerek boşaldım. O da aynı anda belini kaldırdı, kökledi ve sıcak, yoğun bir şekilde içime boşaldı. Birlikte titredik, birlikte inledik. Mutfağın ortasında, yerde, ter içinde, birbirimize kenetlenmiş vaziyette kaldık.

Süper bir şeydi.

O günden sonra fırsat buldukça geliyor. Bazen öğlen arası, bazen kocamın geç kaldığı akşamlar. Kapıyı çalıyor, içeri giriyor, söz söylemeden beni duvara, tezgâha, yatağa ya da yere yatırıyor. Becerip gidiyor. Her seferinde o derinliğe, o sertliğe, o doyumsuzluğa yeniden ulaşıyorum. Ve her seferinde… gerçekten çok mutlu oluyorum.

Paylaş

İlgili Yazılar